2009 yılında Türk ekonomisinde durgunluk bekliyor musunuz? Türk ekonomisinin 2009 yılının ilk üç ayının fotoğrafını çekmenizi istesek neler söylersiniz?
Türk ekonomisinin hem gelişmiş hem de rekabette olduğumuz gelişmekte olan piyasalara kıyasla 2008 yılını gayet olumlu kapadığını düşünüyorum. 2009 yılında ülke ekonomisinde belirli bir oranda yavaşlamayı biz de bekliyoruz. Ama yıl içindeki birkaç kritik olayın genel anlamda ekonominin seyrini etkileyeceğini düşünüyorum. Birincisi, ABD başkanı seçilen Obama’nın koltuğa oturduktan sonraki ilk birkaç aylık süreçte, global piyasaların algısının ne olacağı ve buna ne şekilde tepki vereceği, ikincisi; 29 Mart’ta gerçekleşecek olan yerel seçimlerden sonraki süreç, üçüncüsü de; ilk iki çeyrek rakamların açıklanacağı ve akabinde piyasaların şekilleneceği dönem. Hem Obama sonrası süreç, hem yerel seçim sonuçları hem de 3. çeyrekten itibaren ekonominin seyri noktasında optimist bir bakış açısına sahibim.
Ortadaki yarısına kadar su dolu olan bardağın, boş yarısını görmektense dolu yarısını görmeyi tercih ediyorum. Ekonomi olgusu, algıya dayalı bir olgudur. Dolayısı ile ekonomik sürecin bundan sonra ne şekilde cereyan edeceği önemli ölçüde algı yönetimine bağlıdır. Piyasadakilerin bir kısmının aksine ekonominin beklendiği kadar kötü yönde seyredeceğini düşünmüyorum. Son 6 yıldır ciddi bir büyüme trendinde seyreden ülke ekonomisine özellikle son 2 – 3 yıldır önemli yabancı sermaye girişleri sağlandı. Türkiye’nin global krizin yarattığı kayıpları hızla telafi edecek dinamiklere ve potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Krize güçlü yakalandığımız finans ve bankacılık alanlarında çok sıkıntı yaşanmayacağını; sadece ilk üç ay Avrupa’ya olan ihracatta bazı sıkıntılar olabileceğini ve büyümenin sıfır seviyesinde kalacağını öngörüyorum. Yaz aylarından itibaren ise ekonominin ve bizim de yer aldığımız sektörlerin yeniden büyüme trendine gireceğini düşünüyorum.
Türk ekonomisiyle ilgili 2009 yılı büyüme, enflasyon, kur, faiz tahminlerinizi söyleyebilir misiniz?
Muhakkak ki böyle bir konjonktürde tahminde bulunabilmek çok zor. Ancak umudum o ki, yılı yüzde 2 civarında bir büyüme ile tamamlarız. 2009 yılında enflasyona dair ciddi bir endişe taşımıyorum. Beklentim 2009 hedefinin tutacağı yönünde, muhtemelen ilk çeyrek içerisinde tek haneli rakamlara yeniden ineceğiz. Merkez Bankası’nın 200 baz puanlık son faiz indirimini reel sektör açısında gayet olumlu buluyorum. 2009 yılının reel sektör anlamında ne kadar önemli ve zor bir yıl olacağı bilgisi ışığında, Merkez Bankası’nın agresif bir politika uygulamaya devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Hem faiz hem de kur çerçevesinde baktığımızda, gerek IMF ile anlaşma süreci gerekse faiz indirimi ile alakalı beklenti noktasında yeni büyük bir global kriz yaşanmaz ise, trendin çok fazla etkilenmeyeceğini, kurda ve faizlerde ciddi oranda sıçramalar olmayacağını düşünüyorum. Dolar kurunun 1.55 – 1.60 bandında seyredeceğini düşünüyorum.
Türkiye'nin küresel krizle birlikte gelen kredi darlığı, ihracat düşüşü, işsizlik gibi sorunları aşması için somut bir öneriniz var mı? Varsa nelerdir?
2009 yılında dünyada yaşanan kriz noktasında ülkede alınması gereken tedbirlerin tek taraflı değil, çok taraflı olduğunu düşünüyorum. Toplumun her kesiminin ortak bir hedef ve stratejiyi izlemesi gerekiyor. Kamu sektöründen özel sektöre, STK’lardan medyaya herkese bu süreçte çok ciddi görevler düşüyor. Şöyle ki; ülke ekomisinin önündeki en önemli tehlikenin, tüketime bağlı olarak iç talep ve büyümede yaşanacak yavaşlama ve akabinde gerçekleşecek işsizlik olduğuna inanıyorum. Bunun önüne geçmek için uygulanması gereken en önemli şey, şu andaki algıyı çok akıllıcı yönetmek. Belirli bir kesimde, müthiş kötümser bir hava var. “Eyvah kriz geliyor, aman sokağa çıkmayın, herkes evine çekilsin, kimse alışveriş yapmasın, tüketmesin” şeklindeki olumsuz ve kötümser algılar, ekonominin karşılaşabileceği en büyük tehditlerdir. Çünkü böyle bir felaket algısı içinde, insanlar alışveriş yapmaktan kaçındıkça piyasada hareket duruyor, ekonomi küçülmeye başlıyor. Ekonomi küçüldükçe işsizlik artıyor ve geliri olmayan birçok insan ekonomiyi iyice küçültüyor. İç talep ve ihracatı canlı tutmak anlamında biraz önce saydığım paydaşların hepsi taşın altına elini koymak durumunda. Dünyadaki ve benzeri krizlerde olduğu gibi bu krizden de minimum kayıpla çıkabilmenin başka bir yolu olduğunu düşünmüyorum.
Global krizde diğer gelişmekte olan piyasalar kadar ciddi bir oranda olmasa da, Türkiye’de de son çeyrekte bir likidite sıkışıklığı yaşanmıştır. Nitekim şu an finans kuruluşlarında ve bankalarda yeterli likidite mevcut. Ancak bu muslukların henüz daha açılmamasının, hala kredi darlığı yaşanmasının belirsizlikten kaynaklanan bir süreç olduğunu düşünüyorum. Bu muslukların önemli bir kısmının seçim sonrası nisan ayında yeniden akmaya başlayacağını düşünüyorum.
Sizce Türkiye krizi hangi sektörlerde fırsata çevirebilir? Hangi sektörler bu krizle birlikte yok olur?
Gelişmekte olan ülkeler arasında çok önemli bir yere sahip olan Türkiye, diğer gelişmekte olan ülkelere oranla krizde iyi bir performansa sahip olduğunu gösterdi. Brezilya’nın, Rusya’nın durumu ortada. Her ne kadar kritik bir dönem yaşanıyor olsa da, Türkiye’nin çok ciddi avantajları var; özellikle bu coğrafya, tarihinde hiç olmadığı kadar fazla likiditeye sahip. Nitekim bulunduğumuz coğrafya; Azerbaycan, İran, Kazakistan, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Katar gibi dünya petrol ve gazının üçte ikisinin üretildiği bir coğrafya. Dolayısıyla son yıllarda, enerjiden oluşan marjlar önemli bir likidite oluşturdu. Özellikle enerji alanında Türkiye’de de giderek artan bir talep oluştu. İleriki dönemde daha da artacak olan enerji talebinin yanı sıra gayrimenkul sektöründe de talep artışı olacak. Bu çerçevede önümüzdeki birkaç yıl içinde bu iki sektör diğer sektörlere oranla daha fazla ön plana çıkacaktır. Türkiye’de hiçbir sektör yok olmaz; sadece gereğini yaparsanız avantajlı olursunuz. Marka ve teknolojiye, en önemlisi de insana yatırım yapmak durumundayız. Bizim başarımızın sırrı buralarda yatıyor. Türkiye krizi fırsata dönüştürebilecek önemli avantajlara sahip. Bu anlamda 2009 ve 2010 yılları arasındaki dönemde atılacak adımlar büyük önem taşıyor.
Holding'in 2008 yılı başındaki ciro ve büyüme öngörüsü tuttu mu? Düşüş varsa oran bazında nedir?
Çalık Holding olarak, 2008 yılında ortaya çıkan finansal krize rağmen hedeflediğimiz ciro ve büyüme rakamlarını yakaladık. Grubumuzun bünyesinde bulunan şirketlerin tümü geçmişte olduğu gibi, 2008 yılında da başarılı bir performans gösterdiler. Bununla birlikte, planlandığı şekilde medya sektörüne de girilerek ATV ve Sabah Ticari İktisadi Bütünlüğü de grup bünyemize katılmıştır.
2009 yılı için büyüme ve ciro hedefiniz nedir?
2009 yılında büyüme hedeflerimiz, konsolide aktif büyüklükte yaklaşık 5 milyar dolar, ciroda ise 2 milyar dolar civarındadır.
Albtelecom'da yeniden yapılandırma çalışmalarında neler yapılıyor?
Telekomünikasyon faaliyetlerinizi Arnavutluk dışında başka Balkan ülkelerinde de sürdürmeyi hedefliyor musunuz?
Balkanlar da, Arnavutluk da grubumuz için çok önemli; orada yapmış olduğumuz yatırımlar bize bugüne kadar çok güzel başarılar getirdi. Çalık Grubu olarak yatırımlarımızla, hizmetlerimizle Arnavutluk’a ve halkına önemli katkılar sağlamaktan mutluyuz. Onların da bize olan güven dolu takdirleri mutluluğumuzu artırıyor.
Yeniden yapılanma çerçevesi içinde Albtelecom’un hızlı bir şekilde alt yapı yatırımlarını tamamladık. Modern, dinamik, müşteri odaklı ve kaliteli hizmetin bireysel ve kurumsal müşterilerimize sağlanması adına önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Şu anda 265 bin sabit hat ve 15 binden fazla ADSL kullanıcısına ulaştığımız Albtelecom’un alt yapı çalışmalarına devam ederken, 2009 yılında, özellikle altyapı yatırımları ile farklı müşteri grupları için özel imkanlar ve tarifeler sunan internet hizmet paketlerine de ağırlık vereceğiz.
Faaliyetlerine 6 ay önce başladığımız GSM şirketimiz Eagle Mobile’da da rekor sayılacak kadar kısa süre içinde 280 bin aboneyi aşmış durumdayız. 31 Aralık 2008 itibariyle, bu kadar kısa bir süre içinde pazarın yaklaşık yüzde 10’unu ele geçiren Eagle Mobile, bizim bu sektörde ne kadar başarılı bir iş yaptığımızı kanıtlıyor. Bu başarıdan yola çıkarak Balkanlar’daki diğer ülkelerde de aynı stratejilerimizi uygulamayı düşünüyoruz. Bölge ülkelerindeki telekom özelleştirmelerini çok yakından takip ediyor ve ilgileniyoruz.
Aktifbank'ın 2009'daki şubeleşme hedefi nedir? Afrika'da hangi ülkelerde büyüme stratejisi uygulanacak?
Stratejik olarak alternatif dağıtım kanallarını ana kanal olarak benimsemiş, yaygın şubeleşme politikası izlemeyen bir yapıya sahip olan Aktifbank’ın 2009 yılını toplam dört şube ile tamamlamasını hedefliyoruz. Bu yıl içinde İstanbul, Bursa, Kayseri ve Gaziantep illerinde birer Aktifbank kurumsal şubesi açmayı planlıyoruz.
Ayrıca, Türkiye’ye komşu coğrafyalarda, bankacılık konusunda katma değer yaratabileceğimiz ülkelerde yeni iştiraklerde bulunma hedefimiz de sürüyor.
Global finans krizi sırasında Aktifbank mevduat bankacılığı yapmaya başladı. Mevcut bankaların kredilerinin daraldı. Bankanızın mevduat toplamaya başladığından bu yana geçen sürede mevduatların krediye dönüşme oranı nedir?
Mevduat toplama iznimiz olmaması nedeni ile mevduat bankacılığına başlamadık.
Bankanın mevduat toplama izninin bankanın değerinin artırılarak satılmasına zemin hazırlanıldığı yorumları yapıldı. Konjonktür pek uygun değil ama uzun vadede de olsa bankacılıktan çıkma planınız var mı?
Dünya geneline ve ülkemize baktığınızda banka değerlemelerinde lisans tek başına önemli bir değer olarak görülmemektedir. Bir bankanın sadece mevduat lisansına sahip olmasının önemli bir değer taşımadığı Adabank’ın satış örneğinde de açıkça görülmüştür. Mevduat izinli olmasına rağmen Adabank’ın satışı, sahip olduğu sermayenin sadece cüzi bir miktarı üzerinden yapıldı. Yaklaşık 30 milyon dolar gibi öz sermayeye sahipti ve satış bedeli, 57 milyon dolardı. Bu rakamlara baktığımızda 27 milyon dolarlık bir değere mevduat lisansının satıldığını görüyoruz. Dolayısı ile bu satış, birçok yaklaşıma, bir dönem bize atfedilen yanlış yorumlara cevap niteliğinde olmuştur. Aktifbank’ın sermayesi 100 milyon dolardır. Dolayısıyla bir bankanın gerçek değerinin mevduat lisansından ziyade, bankanın sahip olduğu aktif müşteri sayısı ve insan kalitesi olduğu açıkça görülmektedir. Aktifbank’ın değeri, mevduat lisansı alınması ile birlikte önemli bir değişikliğe uğramayacaktır. Bir franchise değerinin oluşması için gerekli olan müşteri tabanına sahip olmasına bağlı olarak Aktifbank’ın değeri daha da artacaktır. Bu da bankacılıkta kısa vadeli planların anlamlı olmadığını göstermektedir.
Keza finans sektörü, grubumuzun stratejik açıdan önem verdiği bir alan olduğu için, orta / uzun vadede bankacılıktan çıkma planımız bulunmuyor. 10 yıldır finans sektöründe faaliyet gösteriyoruz. 2006’da Arnavutluk’ta bir banka aldık. 2008 sonunda Türkiye’deki bankamızın sermayesini iki katına çıkardık. 2009 yılında Arnavutluk’ta ortağımız olan IFC ve Ebrd’den bir miktar daha hisse alma planımız bulunuyor. Dolayısı ile finans alanında da varlığımızı pekiştirme hedefindeyiz.
Global krizle birlikle yurtdışında birçok banka battı ya da batma noktasına geldi. Çalık Grubu'nun yurtdışında banka satın alma planı var mı?
Yurt dışı iştirak politikamızda, yeni lisans almak ya da var olan bir bankayı satın almak şeklinde kesin bir ayrım bulunmuyor. Dönemsel olarak önümüze çıkan fırsatları değerlendirirken grubumuzun finansal alandaki genişleme stratejisi ile uyumlu olan fırsatlar dahilinde hareket edeceğiz. Coğrafi yakınlık, ülkenin bankacılık potansiyeline sahip olması ve grubumuzun diğer yatırımları ile sinerji oluşturabilmesi çerçevesinde satın alma imkanlarını düşünebiliriz.
İnşaat sektörü krizden en çok etkilenen sektörlerden biri. Kriz GAP İnşaat’ın Türkmenistan'daki faaliyetlerini etkiliyor mu? Tarlabaşı yenileme projesi'ne henüz başlanamadı. Projenin ne zaman tamamlanması öngörülüyor? Takvim 2010'a yetiştirilebilir mi?
GAP İnşaat, tekstil fabrikalarından ağır sanayi tesislerine, konuttan yol inşasına, okuldan müzeye kadar çeşitlilik gösteren projelere imza atmış bir dünya şirketidir. Şirket grup stratejisine uygun olarak, Türkiye’nin yanı sıra çevre coğrafyada da yapılanmış durumdadır. GAP İnşaat halen Orta Asya, Arap Yarımadası ve Afrika bölgesinde faaliyet göstermektedir. Faaliyette bulunduğumuz pazarlarda taahhüt aldığımız işlerde global krizin etkilerini yaşamıyoruz. 2009 yılında inşaat sektöründe ciddi oranda olumsuz bir etki beklemiyoruz.
Tarlabaşı projemiz, standart takvimlere bağlı bir 'müteahhitlik' işi değil. Bu tarz yenileme projeleri, farklı oyuncuların işbirliği anlayışı dahilinde, daha kapsamlı, uzun vadeli çalışmaları da beraberinde getiriyor. Şu anda proje üzerindeki çalışmalar devam ettiği için 2010 tarihinde inşaatların tamamlanması pek mümkün görünmüyor fakat önemli olan yerel yönetim ile birlikte sabırla ve inançla projemizin yapımını sürdürüyor oluşumuzdur.
Indian Oil ile akaryakıt dağıtım işine gireceğinizi belirtmiştiniz. Bir şirket kurulduğunu duyduk. Dağitim işinde hedefiniz nedir? Bu alana ne kadarlık yatırım yapılacak? Şirket satın alarak mı büyüme yoluna gidilecek?
Indian Oil firması ile Türkiye’de şu an böyle bir girişimimiz mevcut değil.
Grubun medyadaki büyüme planı nedir? Dönem dönem gazeteyi satacağınız söyleniyor.
Grup olarak Türkiye’de medyanın hemen her alanında etkin bir şekilde yer alıyoruz. Bizim öncelikli hedefimiz, bu marka ve şirketleri kendi kulvarlarında birinci sıralara getirmek ve kaynak üreten kurumlara dönüştürmek. Turkuvaz Medya Grubu çatısı altındaki tüm markaları doğru yatırımlarla geliştirerek büyütmeyi, buradaki bilgi ve birikimi yurt dışına taşımayı hedefliyoruz. Bu coğrafyada Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak sahip olduğu önemli tecrübelerini ve medya alanındaki deneyimimizi yakın coğrafyalara taşımak, hem istihdam hem de ülkemizin yatırım gücü ve alanını genişletmek açısından önemli bir adım olacak.
Turkuvaz Medya Grubu’nun Balkanlar’da ve Türklerin yoğun olduğu bölge ülkelerinde yeni yayın mecraları oluşturması grubumuzun orta vade planları arasında yer alıyor. Şuna inanıyoruz ki; bölge önemli bir potansiyele sahip ve her alanda ülkemizin liderliğini ve ilgisini bekliyor.
Çalık Grubu'nun önümüzdeki beş yıl focus sektörleri ne olacak?
Çalık Grubu olarak önümüzdeki beş yıl içinde odaklanacağımız sektörler enerji, telekom ve medya olacaktır.
Çıkmayı planladığınız sektörler var mı?
Çalık Grubu olarak çıkmayı planladığımız sektör bulunmuyor.
Çekirdek sektörünüz tekstilde kendi markanızı yaratacak mısınız? Mısır'daki yatırımınız devam ediyor mu?
Günümüzde ürettiği yüksek kaliteli denim kumaş ile dünya pazarlarının lider üretici şirketleri arasında gösterilen GAP Güneydoğu Tekstil ile denim kumaştan ipliğe, gabardin kumaştan konfeksiyona varan zengin ürün gamıyla geniş bir müşteri kitlesine hitap ediyoruz. Yurt dışında Diesel, Replay, GAP, Benetton, LEE, Wrangler, Maxx, H&M, Levis, Calvin Klein, G-Star, Tommy Hilfiger, Zara, Bershka gibi dünyanın ileri gelen markalarıyla çalışıyoruz. Kaliteli kumaş ve yüksek üretim kapasitesi ile dünyada ilk 10 üretici firma arasında yer aldığımız GAP Tekstil ile yıllardır Türkiye’nin en büyük ilk iki denim ihracatçısından biriyiz.
Mısır’daki yatırımlarımızın çoğunu tamamlamış durumdayız. Mısır İskenderiye’de, Borg El Arab Organize Sanayi Bölgesi’nde dikimden yıkamaya kadar full entegre bir tesis olarak planlanmış olan hazır giyim fabrikası yatırımımız hayata geçirildi. Teknolojik açıdan kendi alanında Mısır’ın en gelişmiş tesisi olma özelliği taşıyan fabrikamız dünyanın önde gelen Levi’s, Kohl’s, Inditex Grubu gibi markalarına hizmet vermeye başlamıştır.
Doğalgaz dağıtımından çıkma nedeniniz neydi? Bu alanda yeniden var olacak mısınız? Önümüzdeki süreçte ithalat serbest olacak. Bu konuda yatırımınız olacak mı?
Girdiğimiz günden bugüne, her alanda olduğu gibi doğalgaz dağıtımı alanında da Bursagaz ve Kayserigaz ile büyük birer dönüşüm hikayesi oluşturduk. 2004 yılında 280 bin abone ile aldığımız Bursagaz’ı 2008 sonunda 650 bin aboneye ve Avrupa Kalite Ödülü’ne taşıdık. Kayserigaz’da da aynı şekilde hizmet ve yönetim anlamında büyük bir dönüşüm yaşandı ve bu dönüşümlerin pozitif sonuçları şirket değerlerine yansıdı. Doğalgaz dağıtım alanından tamamen çıkmış değiliz; her iki şirkette yüzde 10 ortaklığımız sürüyor. Ayrıca her iki şirkete de hakim payla ortak olan ve Türkiye yatırımlarına çok büyük önem veren EWE ile ortaklığımız devam ediyor. EWE ile birlikte tüm işbirliği alanlarımızda yeni ortak projeler arayışı içindeyiz.
Ceyhan rafinerisi ve Samsun - Ceyhan projesinde çalışmalar başladı mı? TPAO'nun ortaklığı sözkonusu mu?
Her iki projede çok aktörlü ve uzun soluklu projeler olduğu için çalışmaları hala devam ediyor. Bu yıl içerisinde mühendislik ve altyapı çalışmalarını önemli ölçüde tamamlamış olacağız.